İBRETLİK

İslam Medeniyeti

Ameliyat ve Cerrahi



* Ali Bin Abbas (? - 994) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan müslüman bilim adamıdır.

* Ebu'l Kasım El Zehravi'nin (936 -1013) bulduğu ameliyat yöntemleri ve 200 civarında alet hâlâ kullanılmakta.

* Ammar (11. yüzyıl) ilk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan alimdir.

* İbni Ebi Useybia (1203 - 1270) tıp tarihi hakkında eşsiz bir eser veren doktordur.

* Sabuncu Oğlu Şerefeddin (1386 - 1470) Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarındandır.


Anatomi



* Ali Bin Abbas (? - 994) kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan Hipokrates'in (Hipokrat) doğum olayı görüşünü kökünden yıkmıştır.

* İbn'ün Nefis (1210 - 1288) küçük kan dolaşımını bulan ünlü bir islam alimidir.

* İbrahim Hakkı Erzurumi (1703 - 1780) en ünlü eseri Marifetnâme'de insan fizyolojisi ve anatomisinden bahseden büyük bir mutasavvıftır.


Astronomi



* Maaşallah (? - 815) meşhur islam astronomlarındandır.

* Battani (858 - 929) dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biridir.

* Ebu'l Vefa (940 - 998) meşhur bir astronomi bilginidir.

* İbni Yunus (? - 1009) Galileo'dan önce sarkacı bulan astronomdur.

* Beyruni (973 - 1051) dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamıdır.

* Cabir Bin Eflah (12. yüzyıl) ortaçağın en büyük astronomlarındandır.

* Necmeddinü-l Mısri (13. yüzyıl) çağının ünlü astronomlarından.

* Bitruci (13. yüzyıl) Kopernik'e yol açan, öncülük eden astronomi bilim adamıdır.

* Kadızade Rumi (1337 - 1430) çağını aşan büyük bir astronomi bilgini. Türklerin ilk astronomudur.

* Şemsettin Halili (? - 1397) büyük bir astronomi bilginidir.

* Uluğ Bey (1394 -1449) çağının en büyük astronomu, ünlü bir alim ve hükümdardı.

* Ali Kuşçu (? - 1474) ünlü bir Türk astronomi bilginidir.

* Takiyyüddin Er Raşit (1521 - 1585) İstanbul Rasathanesi'ni ilk kuran, çağından çok ileride ve asrın önde gelen astronomi alimidir.

* Diğer meşhur astronomi alimleri: Muhammed Bin Musa (9. yüzyıl), Dinaveri (815 - 895), Sabit Bin Kurra (? - 901), Macriti (? - 1007), Zerkali (1029 - 1087), İbni Rüşd (1126 - 1198), Nasirüddin Tusi (1201 - 1274), Kazvini (1203 - 1283), Kemaleddin Farisi (? - 1320), Seyyid Ali Reis (? - 1562)


Atom



* Cabir Bin Hayyan (721 - 805) atom bombası fikrinin ilk mucidir. Maddenin en küçük parçası atomun parçalanabileciğini bundan 1200 sene önce söylemiştir.

* Mevlana Celaleddin Rumi (1207 - 1273) ''Eğer bir zerreyi (atomu) kesersen, ortasında bir güneş ve güneş etrafında durmadan dönen gezegenler bulursun'' diyerek, atoma işaret etmiştir.


Bahçecilik



* Bahçeyi çiçek ve sanat eserleriyle süsleyip meditasyon merkezi haline getirenler Araplardı.


Botanik



* Dinaveri (815 - 895) botanikçi bir alim olarak bilinir.

* İbni Sina (980 - 1037) botanik ile de ilgilenmiştir.

* İbni Baytar (1190 - 1248) ortaçağın en büyük botanikçilerindendir.


Coğrafya ve Jeoloji



* İmam-ı Azam Ebu Hanife (? - 767) "El-Muvafekat" adlı eserinde yeryüzünü bir top gibi yuvarlak kabul etmiştir.

* Muhammed Bin Musa (9. yüzyıl) dünyanın çevresini ölçen 3 kardeşten biri.

* Ebu Maşer (785 - 886) med-cezir (gel-git) olayını ilk keşfeden bilgindir.

* İbni Havkal (10. yüzyıl) 10 asır önce ilmi değeri yüksek bir coğrafya kitabı yazmıştır.

* İstahri (10. yüzyıl) minyatürlü coğrafya kitabı yazan bir bilgin.

* Mes'ûdi (? - 956) kıymeti ancak 18. ve 19. yüzyıllarda anlaşılan büyük coğrafyacı. Mesudi günümüzden 1000 sene önce depremlerin oluş sebebini açıklamıştır. Ayrıca eserlerinden yel değirmenlerinin de müslümanların icadı olduğu anlaşılmıştır.

* Beyruni (973 - 1051) Ümit Burnu, Amerika ve Japonya'nın varlığından bahseden ilk bilim adamıdır. Amerika kıtasının varlığını Kristof Colomb'un keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Jeoloji ve coğrafya alanlarında eserler yazmış, çağın en büyük alimidir.

* İbn-i Rüşt (1126 - 1198) "Coğrafya" adlı eserinde: "Bilginler arasında yeryüzünün bir küre şeklinde olduğu konusunda ittifak vardır" demiş ve eserleri yüzyıllarca Avrupa'da okutulmuştur.

* Coğrafya ve jeoloji alanından diğer isimler: Sabit Bin Kurra (? - 901), İbni Sina (980 - 1037), Kazvini (1203 - 1283), İbni Macit (15. yüzyıl), Katip Çelebi (1609 - 1657)


Denizcilik



* İbni Macit (15. yüzyıl) ünlü bir denizci olup, Vasco Da Gama onun bilgilerinden ve rehberliğinden istifade ederek Hindistan'a ulaşmıştır.

* Oruç Reis (1474-1518) en büyük Türk denizcilerindendir.

* Hızır (Barbaros) Hayreddin Paşa (?-1546) 122 kadırga ile 1538 yılında Andrea Doria komutasındaki 600 parcalık düşman armadasına karşı tarihin en büyük deniz zaferini elde etmiştir. Bu seferde Turgut, Salih ve Seyyid Ali Reis'ler de yer almıştır.

* Piri Reis (16. yüzyıl) çeşitli fetihler katılmış, Yemen ve Aden'de Portekiz kuvvetleri ile çarpışmıştır.

* Koca Murat Reis (16. yüzyıl) 1585'te Kanarya Adaları'na yaptığı seferle tanınır.

* İbrahim Efendi (18. yüzyıl) Osmanlılar'da ilk denizaltıyı yapmıştır.

* Diğer meşhur denizciler: Karamürsel Bey (14. yüzyıl), Kemal Reis (1450-1511), Seyyid Ali Reis (? - 1562), Turgut Reis (1485-1565), Salih Reis (?-1566), Küçük Murat Reis (17. yüzyıl), Küçük Hüseyin Paşa (1758-1803).


Fizik



* Hazini (7. yüzyıl) yerçekimi ve terazilerle ilgili izahlarda bulunan bilgin.

* Fergani (9. yüzyil) ekliptik meyli ilk tesbit eden bilgindir.

* Farabi (870-950) ses olayını ilk kez fiziki yönden açıklamıştır.

* İbni Heysem (965 - 1051) islam dünyasının en büyük fizikçisidir.

* Ömer Hayyam (? - 1123) cebirdeki binom veya newton formülünü bulan bilgin.

* Fizik sahasının diğer ünlü isimleri: Kindi (803 - 872), İbni Sina (980 - 1037), Şihabettin Karafi (? - 1285), Kemaleddin Farisi (? - 1320).


Hat Sanatı



* Yakut-ı Mustasımi (13. yüzyıl) Anadolu'da 13. yüzyılın ortalarından başlayıp, 15. yüzyılın ortalarına kadar hat sanatına tesir etmiştir.

* Şeyh Hamdullah (1429-1520) Yakut-ı Mustasımi'nin koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak Arap yazısına daha sıcak, daha yumuşak bir görünüm kazandırdı.

* Hafız Osman (1642-98) Arap yazısına estetik bakımdan en olgun biçimini kazandırdı. Bu tarihten sonra yetişen hattatların hepsi Hafız Osman'ı izlemişlerdir.


Halıcılık



* İnsan figürünün kullanılmaması Müslüman dünyasında halıcılığın da gelişmesini sağlamıştır.


Haritacılık



* Kaşgarlı Mahmut (11. yüzyıl) Japonya'yı gösteren, bilinen en eski dünya haritasının sahibidir.

* İdrisi (1100 - 1166) yedi asır önce bügünkine çok benzeyen dünya haritası çizmiştir.

* Mürsiyeli İbrahim (15. yüzyıl) Piri Reis'ten 52 sene önce bugünkine uygun bir Akdeniz haritası çizmiştir.

* Piri Reis (16. yüzyıl) dünya haritalarıyla tanınmıştır. Rus tarihçi Sergey Manukov, Piri Reis'in 1513'te çizdiği haritasının benzerini hazırlamanın ancak dünyanın uydudan çekilmiş fotoğraflarıyla mümkün olduğunu bildiriyor.


Havacılık



* İbni Firnas (? - 888) Wright kardeşlerden önce 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alim.

* Hazerfen Ahmed Çelebi (17. yüzyıl) havada uçan ilk Türk ve planörcülüğün öncüsüdür.


İlim Merkezleri



* Halife Me'mun (813 - 832) tarafından devlet merkezi olan Bağdat’ta ilk dâimi rasathane kurulmuştur.

* Fas'taki Karaviyyin Camii Medresesi 859’da kuruldu.

* Kahire'deki el-Ezher Camii Medresesi 972’de ve yine aynı şehirde Dâr'ul Hikmet 11. asırda kurulmuş oldular.

* Endülüs'teki Kurtuba Medresesi ise 10. asrın bidâyetinde kurulmuştur.

* Sultan Bayezit Külliyesi'nde 1488 yıllarından itibaren, Tıp Medresesi'nde okuyan öğrenciler staj görmüştür. Bayezit Külliyesi'ne bağlı şifahanede akıl ve ruh hastaları tedavi görürdü ve tedavi için müzik, çiçekler, çeşitli av etleri ve ilaçlar kullanılırdı.


Kimya



* Razi (864 - 925) asırlar boyunca Avrupa'ya ders veren ünlü bir kimyagerdir.

* Alkol, sülfürük asit ve nitrik asit maddeleri Müslümanlar tarafından keşfedildi.


Matematik ve Geometri



* Harizmi (780-850) sıfır rakamını bulmuş ve ilk cebir kitabını yazmıştır.

* İbni Türk (9. yüzyıl) cebirin temelini atan islam bilgini.

* Ebu Kamil Şuca (? - 951) Avrupa'ya matematiği öğreten islam bilgini.

* Ebu'l Vefa (940 - 998) matematik ve astronomi bilginidir. Trigonometriye tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik dehasıdır.

* Macriti (? - 1007) matematikte başkan kabul edilen Endülüslü matematikçi.

* Gıyasüddin Cemşid (? - 1429) ondalık kesir hakkında ilk eser yazan matematikçidir.

* Mağribi (16. yüzyıl) Çağının en büyük matematikçilerinden. Mağribinin eseri olan "Tuhfetü'l Ada" isimli kitabında üçgen, dörtgen, daire ve diğer geometrik şekillerinin yüz ölçümlerini bulmak için metodlar gösterilmiştir.

* İsmail Gelenbevi (1730 - 1791) 18. yüzyılda Osmanlılar'ın en güçlü matematikçilerindendir.

Matematik ve geometride diğer ünlü sahıslar: Kindi (803 - 872), Muhammed Bin Musa (9. yüzyıl), Sabit Bin Kurra (? - 901), Kerhi (? - 1029), İbni Rüşd (1126 - 1198), Nasirüddin Tusi (1201 - 1274), Kemaleddin Farisi (? - 1320), Seyyid Ali Reis (? - 1562).


Mikrobiyoloji



* Akşemseddin (1389 - 1459) Pasteur'den önce mikrobu bulan ilk bilim adamı. İstanbul'un manevi fatihi ve büyük bir mutasavvıftır.

* Kambur Vesim (? - 1761) verem mikrobunu Robert Koch'dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.


Mimari



* 15. yüzyıldan kalan "Kapalı Çarşı" kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapıdan ibaret iken, etrafı sonraki yüzyıllarda gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alış veriş merkezi haline gelmiştir. Dünyanın en eski ve en büyük kapalı çarşısı İstanbul şehrinin merkezinde yer alır ve 31 hektar alanda 60 kadar sokak ile 4000'den fazla dükkân içermektedir.

* Mimar Hayrettin (15. yüzyıl) 100 kadar kubbe ile kapalı Sultan Bayezit Camii ve külliyesinin mimarıdır.

* Mimar Sinan (1489 - 1588) seviyesine bugün bile ulaşılamayan bir mimari ve sanat dahisidir.

* Sedefkâr Mehmet Ağa (16. yüzyıl) Türkiye'nin tek altı minareli camisi olan Sultan Ahmet Camii'nin mimarıdır.

* Şah Abbas'ın (16. yüzyıl) yaptırdığı, Şah veya İmam Meydanı olarak bilinen İsfahan şehir merkezi, dünyanın en büyük şehir meydanlarından biridir. 560'a 160 metre büyüklüğündeki meydanda camiler, saray, pazar, mahkeme, oyun- ve kutlama alanları bulunmaktadır.


Optik



* Kindi (803 - 872) optikle ilgili eserleri kaynak olan bilgin.

* İbn-i Heysem (965-1051) optik ilminin kurucusu kabul edilir.


Sanat



* Saygın bilim dergisi Science'taki bir araştırmaya göre, İslam âlemindeki sanatçıların çinilerde kullandıkları geometrik desenlerin formülünü Batılı matematikçiler 500 yıl sonra keşfedebildi.

* 16. asır ortalarında Mir Muhammed Tahir tarafından Hindistan'da yapılmaya başlandığı rivayet olunan ebruculuk, buradan İran'a ve sonra da İstanbul'a kadar yayılmıştır. Aynı yüzyılın sonlarında, İstanbul'dan Avrupalı seyyahlar tarafından kendi memleketlerine götürülen ebru kağıtları önce Almanya'da, sonra da Fransa ve İtalya'da mermer kağıdı veya Türk mermer kağıdı, hatta sadece Türk kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve oralarda da yapılmaya başlanmıştır.

* İznik çinisi 16. ve 17. yüzyılda dünyanın en değerli çinileri arasında sayılıyordu.

* 1630 - 1652 yıllarında tamamlanan Tac Mahal dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilir. Yapının mimarları, Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi eserin yapımı için, Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi.


Savaş Teknolojisi



* Çinlilerin icad ettiği barutla 12. yüzyılda tanışan müslümanlar, 13. asrın yarısında alev püskürterek hareket eden, gök gürültüsü gibi sesler çıkaran roketler icad etti.

* Mehter (14. yüzyıl) dünyanın en eski askeri bandosudur.

* Fatih Sultan Mehmet'in (1432 - 1481) kendi icadı olan ve adı "Şahi" olan topların ağırlığı 17 ton ve bakırdan dökülmüş olup, 1.5 ton ağırlığındaki mermileri 1 km. ileriye atabiliyordu. Bu topları 100 öküz ve 700 asker ancak çekebiliyordu.

* Lagarî Hasan Çelebi (17. yüzyıl) füzeciliğin atası ve Osmanlılar'da ilk defa füze ile uçan bilgindir.

* 3. Ahmed (18. yüzyıl) zamanında humbaracılardan Ali Ağa "Tulumba" adını verdiği roketler icad etti.


Seyyahlar



* İbn Fadlan (10. yüzyıl) Avrupa ve İskandinavya hakkında çok detaylı bilgiler sunmuş, müslüman bir diplomat ve seyyahtır.

* İbni Battuta (1304 - 1369) ülke ülke, kıta kıta dolaşan büyük bir müslüman seyyahtı. Üstteki haritada gezdigi bölgeler gösterilmekte.

* Evliya Çelebi (1611 - 1682) büyük Türk seyyahı ve meşhur Seyahatname'nin yazarıdır.


Sosyloji ve Psikoloji



* İhvan'üs Safa (10. yüzyıl) ahlak ve çeşitli mevzularda eserler bırakmıştır.

* İbni Haldun (1332 - 1406) tarihi ilim haline getiren sosyolojiyi kuran mütefekkir. Psikolojiyi tarihe uygulamış, ilk defa tarih felsefesi yapan büyük bir islam tarihçisidir. Sosyolog ve şehircilik uzmanı.

* İbrahim Hakkı Erzurumi (1703 - 1780) büyük bir sosyolog ve psikologdur.


Tarım



* İbni Avvam (8. yüzyıl) tarım alanında ortaçağ boyunca kendini kabul ettiren bilgin.


Tedavi ve Eczacılık



* Huneyn Bin İshak (809 - 873) göz doktorlarına öncülük yapan bilgin.

* Sabit Bin Kurra (? - 901) tıp tarihinde ilk olarak kızıl ve kızamık hastalıklarını keşfetmiştir.

* Razi (864 - 925) keşifleri ile ün salan doktor ve klinikçi.

* İbni Cessar (? - 1009) cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan bir müslüman doktor.

* İbni Sina (980 - 1037) eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulan dahi doktor. Hastalık yayan küçük organizmalardan bahsetmiş ve dış belirtilere dayanarak teşhis koyma yöntemini geliştirmiştir.

* Ali Bin Rıdvan (? - 1067) batıya tedavi metodlarını öğretmiş bir islam alimidir.

* Ali Bin İsa (11. yüzyıl) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.

* İbni Zuhr (1091 - 1162) Endülüs'ün en büyük müslüman doktorlarından, Avrupa'da eserleri asırlarca ders kitabı olarak okutuldu.

* İbni Rüşd (1126 - 1198) büyük bir doktordur.

* İbni Baytar (1190 - 1248) ortaçağın en büyük eczacısıdır.

* İbni Hatip (1313 - 1374) vebanın bulaşıcı hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklayan doktor.

* Sabuncu Oğlu Şerefeddin (1386 - 1470) Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarındandır.


Teknoloji



* Halife Hazreti Ömer r.a. (7. yüzyıl) zamanında ilk yel değirmenleri kullanılmaya başlanmıştır.

* İbni Fazıl (739 - 805) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.

* Abbasiler döneminde (10. yüzyıl) yasamış olan Benu Musa kardeşler "Otomatik Kontrol Sistemi"nin öncüleri olarak kabul edilir.

* İbni Karaka (? - 1100) 900 yıl önce torna tezgahı yapan bilgin.

* Cabir Bin Eflah (12. yüzyıl) çubuklu güneş saatini bulan ilk bilim adamıdır.

* Cezeri (1136 - 1206) ilk sistem mühendisi, ilk sibernetikçi, elektronikçi ve bilgisayarın babası.

* Dünyada pusula ilk olarak Müslümanlar tarafından icad edilmiş ve onlardan Çinliler, Hindliler ve Avrupalılar almıştır.

* Su basıncıyla çalışan saatler yerine, ağırlıkla çalışan saatler ilk defa Müslümanlar tarafından icad edildi.


Yardımseverlik ve Kardeşlik



* Peygamber Efendimiz'in Mekke'den Medine'ye hicreti Miladi 622 târihinde Muharrem ayında vuku bulmuştur. Tarihte, Muhacirler ile Ensar arasındaki kardeşlik kadar kuvvetli bir bağlantı kurulduğu ve bu kadar birbirine candan kaynaşan insanlar görülmemiştir. Medine'liler yerlerini yurtlarını bırakarak gelen Muhacirlere kardeş elini uzatmışlar, onları evlerinde müsafir olarak barındırmışlar, mallarını, ekmeklerini onlarla paylaşmışlar, iş ve aş bulmuşlar ve böylece, onlara yurtlarından ayrılmanın acısını çektirmemişlerdir.

* Müslümanları ve Yahudileri, Engizisyon mahkemelerinde cayır cayır yakılmaktan Kemal Reis komutasındaki Osmanlı donanması kurtarmıştır. Sultan II. Bayezid 1493'te Yahudileri kabul etmiş ve insanca muamele edilmesini emreden bir ferman yayınlamıştır. Müslümanlar ise Fas'a nakledilmiştir.

* 1566'da Açe Hükümdarı, Osmanlı Devleti'ne bağlılığını bildirmek ve yardım istemek için heyet gönderir. Osmanlılar da Müslümanları korumak için Süveyş iskelesinden on beş kadırga, iki savaş gemisi ile İstanbul'dan top dökücübaşı ile yedi topçunun yanı sıra yeterli sayıda Mısır askeri görevlendirilerek kaleler için yeteri kadar top, tüfek vesair savaş araç gereci verilmesini emretmiş ve bu askerlerin başına İskenderiye eski kaptanı Kurdoğlu Hızır'ı tayin etmiştir.

* 1578 yılında Fas Sultanı'nın da ricası ile Fas'a giden Ramazan Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Vadi-üs Sebil'de yapılan savaşta Portekiz kuvvetlerini yendiler ve böylece Fas Sultanlığı Osmanlı himayesine alındı.

* 1853 yıllarında Açe halkı, Kırım Savaşı'na giren Osmanlı'ya destek olmak için 10 bin İspanyol Filorini göndermiştir.


Yemek Kültürü



* Ali Bin Nafi (9. yüzyil) çorbadan sonra et ya da balık yemeğiyle devam eden ve meyve ya da tatlıyla son bulan akşam yemeğini restoranında uygulamaya başlamıştır.

* Rhazes (10. yüzyil) kahve hakkinda ilk kez yazan bilgindir. Kahve zamanla Arap Yarımadası'nda, Osmanlılar'da ve daha sonra Avrupa'da yaygınlaşmıştır.


Zooloji



* İbni Sina (980 - 1037) zoolojiyle de ilgilenmiştir.

* Demiri (1349 - 1405) Avrupalılardan 400 yıl önce ilk zooloji ansiklopedisini yazan alimdir. "Hayat'ül Hayavan" isimli kitabı yazmıştır.


Not: Kaynak olarak www.muslimheritage.com , www.wikipedia.org ve başka web sitelerinden faydalanılmıştır.

Yorum (5) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



Kilise Kurbanları

Antikçağ Ve Ortaçağ

Antikçağ ve ortaçağda hristiyanlığı yaymak için birçok millet göç etmeye zorlanmış, işkencelere maruz kalmış ve tarihten silinmiştir.

Montsegur:



Engizisyon

Katolik kilisesi 10 milyon insanı katletmiş ve sayısız kişiye de işkence uygulamıştır.

1209 yılında Beziers´in fethedilmesiyle 22 bin kişi öldürülmüş ve 1244 yılında 215 kişi toplu olarak yakılmıştır.



İspanyol Torquemeda 10 bin kişiyi yakarak öldürtmüş ve 100 bin kişiyi de kürek mahkumiyetine çarptırmıştır.

Engizisyonun baş figuranlarından Pedro Arbuen´e, Papa IV. Pius tarafından "yücelik" ünvanı verilmiştir.




Haçlı Seferleri

Haçlı seferlerinde 1096 - 1291 yılları arasında yazar Hans Wollschäger´e göre 22 milyon insan hayatını kaybetmiştir.



1099 yılında Kudüs´ün feth edilmesiyle 70 bin Müslüman ve Yahudi katledilmiştir.




Papa III. İnnozenz



İnnozenz 4. haçlı seferini baslatmış, 1202´de Zara´yı ve 1204´de Konstantinopel´i (İstanbul) yağmalatmış ve kendi mezhebleri arasındaki ayrılıkları körüklemiştir.



İspanyollar 1391 yılında 50 bin yahudiyi öldürmüştür ve 1492 yılında ise 50 bin yahudinin zorla dinleri değiştirilmiş geriye kalan 100 bin ile 200 bin arasında yahudi göçe zorlanmıştır.

Ve yine 1615 yılında ispanyollar zulüm ve baskılarına rağmen dinlerinde kalan sayıları 300 bin ile 3 milyon arasında tahmin edilen müslümanları göçe zorlayarak köklerini İspanya´dan kazımıştır.


Adolf Hitler

"Ben, kilisenin 1500 senedir yaptığını daha derinden yapıyorum"




Papa XII. Pius

"Liderin (Hitler) kazanmasından daha çok istediğim birşey yok"


Konrad Gröber´den Papa´ya (1944)

"Nazi´lerin yeni dünya bakışında bazı iyi şeyleri yanlış anlıyoruz. Ama yakından baktığımızda olayın hristiyanlığın bir kopyası olduğunu görüyoruz."


Yahudi Katliamları

1348-1350 yılları arasında Almanya´da 300 yahudi yerleşim bölgesi tarihten silinmiş ve yahudiler veba salgını için sorumlu tutulmuştur.




Amerika



Amerika´nin keşfinin ilk 50 yılında katolik ispanyollar 1 milyon yerlinin katliam, kölelik ve enfeksiyonel hastalıklardan dolayı ölümüne sebeb olmuştur. Ve daha sonra ki 150 yıl içinde 100 milyon insan yani yerli halkın 90% haritadan silinmiştir.

Yerlilerin ellerini ve burunlarını kesip köpeklere yem etmişler:



(solda) Kurbanlarını 13 lü guruplar halinde asmalarının sebebi: 12 Havari + 1 Hz. Isa (a.s.):

(sağda) Köle ticareti:

Diri diri köpeklere yem edilen insanlar:


Paris 1572: "Bartholomäus-Gecesi" 3000-5000 kişi öldürülmüştü:



Köle Ticareti

Fransa´nın ulusu Martin von Tours´un 20 bin kölesi olduğu bildirilmekte.

Amerika´nın keşfinden 19. yüzyıla kadar 13 milyon afrikalı köleleştirilip Amerika´ya götürülmüştür.

(solda) Baş kaldırdığı için kızgın güneş altında yavaş yavaş pişirilen bir köle:

(sağda) Sorgulanan bir kadın:


Cadı Katliamları

Olayların başlamasına 1488 yılında papalığın onayıyla yazılan "Der Hexenhammer" isimli kitab sebeb olmuştur.

Diri diri yakılan bir kadın:


18. Yüzyılın sonuna kadar çoğunluğu kadın ve içinde çocukların da bulunduğu 40 bin ile 100 bin arasında insan yakılarak ve çeşitli metodlarla katledilmiştir.


Gericilik



1633 yılında meşhur bilim adamı Galileo Galilei dünyanın güneşin etrafında döndüğünü savunduğu için, engizisyon mahkemelerince suçlu bulunmuş ve hapsedilmiştir.


Kadınlar



"Kadın alçak bir yaratıktır,..." Augustinus (354-430)

"Bir kadın gördüğün zaman o şeytandır, bir çeşit cehennemdir" Papa II. Pius (1405-1464)

"Kadınların en büyük şerefleri erkekleri doğurmalarıdır" Martin Luther


Hırvatistan

1941-1943 yılları arasında katolik Hırvatistan´da 750 bin Sırp katledilmiştir.

Papa XII. Pius Hitler´in askerleri için: "Onlar yemin ettiler, onlar itaat etmeliler"


Özürlüler

Nazi Almanya´sında: "Özürlüler yaratana geri verilmeli" anlayışıyla, kiliseye ait tesislerde, birçok özürlü ve ruh hastası insan katledilmiştir.

"Acıma İnfazı"nın gıri minibüsleri:



Cinsel Taciz Ve Tecavüzler

Birçok kez medyaya da yansiyan cinsel taciz ve tecavüz vakalarının örnekleri sayılamayacak kadar çoktur. Olayın boyutları hayvanlarla bile ilişkiye girmelerine kadar varmıştır.


Hayvanlar

Her yıl çoğu ölümle sonuçlanan deneylerde Almanya´da 150 milyon, dünyada 800 milyon hayvan kullanılmaktadır. Ve yine yılda 250 milyon hayvan kötü şartlar altında transport edilmektedir. AB üyesi ülkelerin vatandaşlarının ödediği vergilerden 350 Alman Markı, bu transportlara teşvik primi olarak kesilmektedir.


Teşvik Primleri

Almanya´da senelik kiliselere verilen para 14,15 Milyar Euro civarındadır.



Almanya´da kiliseye ödenen vergi ve primlerin listesi (almanca):



Ruanda

1994 yılında kilisenin gözleri önünde ve kısmen yardım ve teşvikleriyle 800 bin kişi katledilmiştir.




Elbette gerek kilisenin gerekse batının diğer ideolojilerine bağlı katliam, zulüm, bozgunculuk ve sömürü yukarıda ki tarihi gerçeklerle sınırlı değildir. Örnek olarak 1. ve 2. dünya savaşları, komunizm vs. zikredilebilir. Batının temelinde tahrif edilmiş, sayısız kez insanların hevalarına göre reforme edilmiş bir din ve o dine tepkiden doğan nice ideolojiler vardır. Dün (1000 sene önce) kutsal toprakları şeytan müslümanlardan kurtarmak için haçlı seferleri düzenleyen vahşi batı, bugün terörizm ile mücadele ismi altında bunu devam ettirmektedir. Dün ismi "Kutsal Savaş"tı bugün "Demokrasi". İsimler ve vasıtalardan başka değişen bir şey yok. Tarih tekerrürden ibarettir, yada M. Akif Ersoy merhumun dediği gibi:

"Hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?"


Kaynaklar: www.kirchenopfer.de ve başka yabancı web kaynakları

Yorum (7) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



Kabirden Gelen Koku Mestediyor

 
Mersin'in Tarsus ilçesindeki Makam Camii'nde bulunan Hz. Danyal Peygamber'in (as) mezarından yayılan güzel koku hissedenleri etkiliyor.

Makam Camii'nin eski görevlisi Veysel Alışkan, mezarı ziyarete gelen bazı vatandaşların güzel kokuyu hissettiklerinde kendilerinden geçtiklerini anlatıyor.

Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz'ın 1996 yılında Hz. Danyal'ı (as) gördüğü rüyanın ardından başlatılan kazılarda sona gelindi. Bir süre önce Hz. Danyal Aleyhisselam'ın mezarına ulaşıldığını belirten imam Veysel Alışkan, o anı şöyle anlatıyor:

"Yaklaşık 8-10 metre aşağıda kazı çalışması yaparken işçilerden biri, farkında olmadan Hz. Danyal'ın (as) kabri üzerindeki horasan harçlı yapıya kazmayı vurunca düştü bayıldı. Bu horasan harcının üzerinde işlemeli mozaikler var. Harcın üzerinde yine iki kat asfalt bulunuyor. Kabrin yerinin tespit edilmesinde ben şuna şahit oldum. Dışarıdan gelen bazı ziyaretçiler bana güzel kokular geldiğini ve kendilerinden geçtiklerini söylediler. Ben de dualar okuyarak mezarın etrafında dolaştığım zaman aynı kokuyu hissettim. Çok güzel bir koku bu, hisseden insanları adeta kendinden geçiriyor."

Makam Camii görevlisi Kenan Eker ise: "Hz. Danyal (as), rüyasına girdiği Başkan Kocamaz'a, 'Evladım üzerimdeki çamurları temizle' demiş. Bunun üzerine başkan harekete geçerek, kazı çalışmaları başlattı." dedi.

Haberalemi

Yorum (9) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



Yabancı Gözüyle Türkler ve Osmanlı

 
Fransız şair Lamartine:

"Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır... Onların yurdu efendiler diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah beni korusun."

Ünlü Türkolog Franz Babinger:

"Padişahın imparatorluğunda herkes kendi halinde bahtiyar olabilirdi. Mutlak bir dini hürriyet hüküm sürerdi ve kimse şu veya bu inanca sahip olduğundan dolayı bir zorlukla karşılaşmazdı."

Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğinde oğullarına vasiyeti:

"Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız. Asla Rus'a yanaşmayın, haindir sizi yok eder. Fakat kendinizi Osmanlılar'a emanet edin, adil ve merhametlidirler."

Protestan Mezhebi'nin Kurucusu Martin Luther:

"Sizin gibi gözü doymaz prenslerin, toprak ağalarının ve burjuvaların idaresi altında yaşamaktansa, Osmanlılar'ın idaresi fakirlere daha hayırlıdır."

Fransız Yazar J. Michelet:

"1526'da (Mohaç'a giden) 200.000 kişi ekilmiş tarlalara ayak basmadan ve tek bir ot koparmadan imparatorluğun Rumeli yakasını bir baştan bir başa geçmiştir."

Romen Tarihçisi ve Devlet Adamı Iorga:

"Bir asır içinde yerlerini Osmanlı İmparatorluğu'na terk eden Balkan Hıristiyan Devletleri umumiyetle sanıldığı gibi Hıristiyan dinini yoketmek isteyen mutaassıp bir düşmanın sebep olduğu dini bir katastrofla ortadan kaldırılmış değildirler."

Fransız Tarihçi Fernard Grenard:

"Türk hakimiyetinden yerli Hıristiyanlar bu bakımdan da memnundular ki Türkler gelmeden önce ülkeleri devamlı asayişsizlik ve tahribat içindeydi. Şimdi ise sükun hüküm sürüyordu... Viyana bozgunundan sonra Venedik geçici olarak Sakız ve Mora'yı işgal ettiler. O kadar zulüm yaptılar ki, Sakız ve sonra Mora'ya Türkler dönünce yerli Rumlar onları büyük sevinçle karşıladılar."

Cenevizli Chenier:

"Yirmi yedi yıl kadar önce bazı Protestan Fransızlar padişahın ülkelerinden birine sığınmayı tasarladılar. Bu kararlarının birinci sebebi katolik Fransa'nın Protestan Fransızlar'a karşı devamlı zulmü, ikinci sebebi ise Türklerin bütün dinlere karşı cihanşümul ve değişmez müsamahası idi."

Harun Yahya

Yorum (3) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



'İslam, Muhammed'in icadı' Diye Öğretildi

1931’de T.T.T. Cemiyeti Tarafından yazılan ve 1941 yılına kadar liselerde okutulan Tarih kitaplarında, İslam dini ve peygamberi Hz. Muhammed’le ilgili hakarete varan ifadeler kullanılıyor. Kitapların 2. cildi’nde “İslam Tarihi” başlığı ile verilen bölümde Hz. Muhammed’den “Muhammed” diye söz ediliyor ve “İslam dinini kendisinin icat ettiği, 12 yıl boyunca ancak 150 kadar kişiye İslam’ı kabul ettirdiği” öne sürülüyor.
 
İlk kez 1931 yılında basılan “Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri” kitabında İslam ve Hz. Muhammed’le ilgili ilginç “küçümseyici” ifadelere yer verildiği ortaya çıktı. 1932’de de T.T.T. Cemiyeti Tarafından yazılan ve 1941 yılına kadar liselerde okutulan Tarih kitaplarında, İslam dini ve peygamberi Hz. Muhammed’le ilgili hakarete varan ifadeler kullanılıyor. Geçtiğimiz yıllarda Kaynak Yayınları’nca da basılan kitapların 2. cildi’nde “İslam Tarihi” başlığı ile verilen bölümde Hz. Muhammed’den “Muhammed” diye söz ediliyor ve “İslam dinini kendisinin icat ettiği, 12 yıl boyunca ancak 150 kadar kişiye İslam’ı kabul ettirdiği” öne sürülüyor.

“.. Muhammed 40 yaşına geldiği zaman vatandaşlarını kendisinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı.. Muhammed, Mekkelileri 12 yıl, sürekli bu dine davet etmişse de, bu müddet içinde, ancak 150 kadar adama İslamiyet’i kabul ettirebilmiştir.. Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur’an denir..”

VAHİY VE İLHAM BÖLÜMÜ

Vahiy başlığı bölümünde de, peygamberlere şair benzetmesi yapılarak onlara cinlerden ilham geldiği iddia ediliyor. “Tarihi açıdan da incelendiği zaman görülüyor ki, Muhammed birdenbire “Allah’ın resulüyüm” diyerek ortaya çıkmamıştır….

Vahiy ve ilham fikri Muhammed’den evvel de Araplarca biliniyordu. Bütün ilkel kavimler gibi, Araplar da şairlerin, akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Araplar için cinlerdi. Bu tür inançlar Arabistan’da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahi cinlerin varlığına samimi olarak inanmıştır.O gerçekten cinlerin şairlere şiir ilham ettiğine inanıyordu. Araplar şairleri kahin gibi kabul ederlerdi. O dinlerde cin ve melek anlayışı vardı. Muhammed’in Musa, İsa dinlerine dair öğrendikleri de kendisinde bu anlayışı kuvvetlendirmiştir. Muhammed de diğer peygamberler gibi kendisine ilham eden kuvvetin insanları kandıran bir kuvvet olmayıp onları hayra ve mutluluğa götüren ilahi bir kuvvet olduğuna samimi olarak inandı.”

KADEMELİ OLARAK PEYGAMBER OLMUŞ

Kur’an ayetlerinin, Hz.Muhammed’in sözü olduğu, ve pek çoğunun efsaneye karıştığı, ilk ayetlerin ne olduğunun ise bilinmediğinin anlatıldığı kitaplarda şu ifadeler yer alıyor; “Muhammed’in peygamberliğinin başlangıcına dair bir çok rivayet vardır.Bunlar pek çok efsaneyle karışmıştır. Hakikatte peygamberin ilk söylediği Kur’an ayetlerinin ne olduğu kati surette malum değildir.. Muhammet başlangıçta doğaçtan dini hitabette bulunan bir vaiz oldu. Muhammed vaizlikten nebiliğe, nebilikten nihayet Allah’ın resulü haline geçti..”
 
AYETLER HAKKINDA ÇİRKİN KIYASLAMA

Baştan sona tartışmalı ifadelerle dolu olan kitapta Kur’an-ı Kerim’in Mekke ve Medine’de nazil olan ayetleri konusunda ise şu çirkin kıyaslama yapılıyor; “Kur’an’ın düzenlenmesinde yalnız surelerin uzunluğu ve kısalığı göz önünde tutularak uzun sureler baş tarafa kısa sureler en sonuna konmuştur. Birinci devreye ait ayetler hissi ve edebidir. Medine’de söylenen ayetler ise içerik itibariyle daha ciddi olmakla beraber edebiyat açısından Mekke devri ayetlerinden aşağıdır.”

EŞKİYA BENZETMESİ

‘Muhammed’in Belli başlı Seferleri’ başlığı ile verilen bölümde de Peygamberimiz adeta eşkıya gibi anlatılıyor. “Muhammed Medine’ye yerleştikten ve az çok örgütlendikten sonra Mekke ile Suriye arasında gelip giden tüccar kervanlarına saldırılara başlamıştı. Suriye’ye ticaret için gitmiş bir kervan hepsi Kureyş kabilesine mensup 70 kadar süvariyle Mekke’ye dönüyordu. Muhammed bunu haber aldı. Kervanın yanında ne kadar servet olduğunu ve kuvvetlerinin azlığını da öğrenmişti. Muhammed Müslümanları topladı. Onlara durumu anlattı ve bu kervanı vurmak üzere Medine’den hareket edildi.”

Yine aynı tarih kitabında, Allah mefhumunun, tehlikeli hayvanlara duyulan korkudan, helal haram gibi dini emirlerinse, insanların uydurması alarak ortaya çıktığı yazılıyor..

Belgehaber

Yorum (2) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



Alphonse Marie Louis De Lamartine ve Hz. Muhammed (s.a.v.)

 
Lamartine, gerçekleştirdiği iki doğu seyahatinden sonra Müslümanları daha yakından tanıma imkanını bulur. Sadece kiliseyi ve papazları değil Hristiyanlığın temellerini de sorgulamaya başlar. "Türkiye Tarihi" (Histoire de la Turquie) adlı eserinde döner dolaşır bu mevzuya parmak basar.

Lamartine, İslam tarihini okudukça Efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) olan hayranlığı artar. "Yalancılık aynı zamanda ikiyüzlülüktür" der, "yalanda doğrunun kudreti bulunmaz. Onlar inandırma gücünden mahrumdurlar. Bir cismin atılırken varabileceği yer, fırlatma gücü ile, manevi ilhamın gücü ise meydana getirebildiği eserlerle orantılıdır. Buradan hareketle, çok sayıda eser vücuda getiren, çok uzak bölgelere yayılan ve uzun zamandan beri kudretini muhafaza eden bir din samimi inandırıcı, hasılı hakikat olmalıdır."

Efendimize hayran

Lamartine, Fahr-i Alem'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) hurafe ve putlara karşı kahramanca duruşuna, putperestlerin hiddetine aldırmayışına, tevekkülüne, tahammülüne, sabrına, cesaretine bayılır. Yine ona göre Medine'ye hicreti, kendisinden çok güçlü düşman ordularıyla savaşması, felaketler karşısında bile yıkılmaması, Allah'a olan muhteşem bağlılığı, tebliği, teşvikleri, vaazları nasıl büyük bir imana sahip olduğunu gösterir ki, ayakta alkışlanmalıdır.

"Dünyada başka hiç kimse, önüne O'nunkinden daha büyük bir hedef koymamıştır: Allah'la insan arasına sokulmuş bâtıl inançları ortadan kaldırmak; puta tapıcılığın maddî ve çarpık kaosu arasında aklî ve kutsal bir ilâh kavramını savunmak...

Dünyada başka hiç kimse, bu kadar zayıf vasıtalarla, insan gücünün bu kadar fevkinde bir işe girişmemiştir. Böylesine büyük bir hedefe yürürken yanında çölde yaşayan bir avuç insandan başka yardımcısı yoktur.

Dünyada başka hiç kimse O'nun gerçekleştirdiği ölçüde ve kalıcı bir inkılâbı gerçekleştirmiş değildir; çünkü, iki asırdan daha az bir zaman içinde İslâm, inanç ve hâkimiyet plânında tüm Arabistan'a yayılmış ve Allah adına İran'ı, Horasan'ı, Mâverâünnehir'i, Pakistan'ı, Suriye'yi, Habeşistan'ı, bütün Kuzey Afrika'yı, İspanya'yı, Akdeniz'de bir çok adayı fethetmiştir.

Kıyası gayr-i kabil

Eğer gayenin büyüklüğü, vasıtaların azlığı ve neticenin şaşırtıcılığı insan dehasının üç ölçüsüyse, tarihte kim Muhammed'le karşılaştırılabilir? En meşhur insanlar, sadece ordular, kanunlar ve imparatorluklar meydana getirmişlerdir. Çoğu defa gözleri önünde dağılıp giden maddî iktidarlardan başka bir şey kurmamıştır onlar. Fakat O, yalnızca orduları, kanunları, imparatorlukları, milletleri ve hanedanlıkları harekete geçirmekle kalmamış, ayrıca, meskûn dünyanın yarısında milyonlarca insanı ve daha da ötesi mâbedleri, putları, dinleri, fikirleri, inançları ve ruhları yerinden oynatmıştır. Her harfi kanun olan bir Kitab'a dayanarak, her dil ve her ırktan bir mânâ ümmeti çıkarmıştır. Bize, bu ümmetin silinmez karakterini, sahte ilâhlardan nefretini, bir ve gayr-i maddî Allah tutkusunu bırakmıştır. Muhammed'in takipçilerinin en büyük fazileti budur. Arzın üçte birinin bu inanca teslim olması, O'nun mûcizesidir.

Uydurma ilâh zürriyetlerinin bıktırıcılığı altındaki bir dünyada ilân edilen vahdaniyet (Allah'ın birliği) inancı, telâffuz edilir edilmez bütün putperest mâbedleri sarsılmıştır. Bu Zât'ın hayatı, tefekkürü, bâtılı kahramanca inkârı, putperestlerin öfkelerine meydan okumaktaki cesareti, Mekke'de 13 yıl süreyle gösterdiği sabır, ezâlara cefalara dayanması; evet, bütün bunlar ve ilâveten kesintisiz tebliği, tuhaflıklara karşı koyuşu, muvaffakiyete olan inancı ve felâketler karşısındaki insanüstü güven duygusu, zafere götüren azmi, tek bir ideale olan samimi bağlılığı, asla imparatorluk peşinde olmayışı; bitmez duası, ibadetten aldığı haz, Allah'la haberleşmesi ve vefatından sonraki şanlı muzafferiyet...

Bütün bunlar bir yalana değil, sarsılmaz bir inanca şahitlik etmektedir. Esaslı bir akideyi yeniden yerleştirme hususunda O'na güç veren bu inançtır. Bu akîde de, iki taraflıdır: Birinci taraf, Allah'ın ne olduğunu, ikinci taraf da ne olmadığını anlatır.

Filozof, hatip, peygamber, cengaver, kanun koyan, gönülleri kazanan, hurafelerle savaşan ve İslâm Devletini kuran... İşte Muhammed budur! İnsanların büyüklüğünü ölçmek için kullanılan bütün mikyaslarla ölçülsün! Acaba O'ndan daha büyük birisi var mıdır? Olamaz!"

Filozof değil elçi

Sanırım burada bir parantez açmak zorundayız, Resulullah efendimiz adı üzerinde Allah'ın resulüdür, filozof değildir, ortaya kanun sistem koymamış, sadece Cenab-ı hak'kın emir ve yasaklarını (ki biz ona şeriat diyoruz) bildirmeye çalışmıştır. Tek kelimeyle o kendisine kitap gönderilen bir elçidir ve o kitabın bir harfini bile değiştirmeye yanaşmamıştır... O, Server-i kainattır, Habibullahtır, Hatem-ül enbiyadır.

Lamartine, Fransa'ya döndüğü yıllarda da bir doğulu gibi davranır, mesela 11 yaşındaki kızı ölünce bir Müslüman gibi tevekkül eder, teselliyi "veren O alan O" vecizesinde arar. "Doğulu doğdum ve öyle de öleceğim" diyen ünlü edibin nasıl öldüğünü bilmiyoruz ama ne yazık ki onu batılı gibi uğurlarlar...(1869- Paris)...

Saatimaarif.com

Yorum (yok) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



Yunanistan Karagöz'e Patent Alıyor

 
Yunanistan, imambayıldı, baklava gibi yiyeceklerin ardından şimdi de geleneksel gölge oyunumuz Karagöz ve Hacivat'ı sahiplenmeye çalışıyor.

Yunanistan, Avrupa Birliği'ne başvurup gölge oyununun patentini almak için harekete geçti. Yaratıcı Çocuklar Derneği İzmir Şube Başkanı Arzu Yıldırım, yeterli önemi vermediğimiz kültürümüze başka ülkelerin sahip çıktığını belirterek "Bugün Yunanlı gösteri grupları başka ülkelerde Karagöz turneleri düzenliyor. Geleneksel gölge oyunumuzun kültürümüzde yeri çok büyük. Karagöz'ü kaptırmamak için harekete geçmeliyiz" dedi.

Ilginchaber

Yorum (2) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



Misyoner Maccellan'ı Hangi Müslüman Öldürdü ?

Dünyaca ünlü Portekiz asıllı kaşif Ferdinand Magellan'ın, Filipinlere gerçekleştirdiği misyonerlik faaliyetleri sırasında ülkenin yerli liderlerinden ve daha önce İslamiyeti seçen Lapu Lapu tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı.
 
Dünyanın küre şeklinde olduğunu ispatlamak amacı ile İspanyol krallığının himayesinde keşif seyahatine çıkan, yani emperyalizmin keşif kolunun başını çeken Macellan, gezileriyle ve keşifleriyle meşhurdur.

Bu şöhretin çok az bilinen başka bir tarafı var; Macellan aynı zamanda Filipinleri Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine katılarak Müslümanlara karşı haçlı ruhuyla savaşmış biridir.

Macellan'ın gezilerinin sebebi Hint altkıtasındaki çok çeşitli değerli baharatların yetiştiği "Baharat Adaları"na ulaşarak onları İspanyolların hizmetine sunmaktı. Ancak seferlerinden birinde okyanusun şiddetli fırtınaları arasında, günlerce akıntılarda sürüklenip dalgalarla boğuştuktan sonra yolu ve adamlarını kaybetmişti. Gemisi Filipinlerin Limasava sahilinde karaya vurunca Filipin adalarını karşısında bulan Macellan baharat adalarına ulaştığını sanmıştı.

FANATİK HIRİSTİYAN: MACELLAN

Macellan fanatik bir Hıristiyandı ve İslâm'dan ve Müslümanlardan nefret ediyordu. Lapu LapuMüslümanlar öteden beri Filipin adalarını biliyor ve oraya "Mihrac Adaları" diyorlardı. 1380 senesinde Çin ve Sumatra'dan gelen Arap tacirler ve davetçilerin sayesinde Filipinlerde islâmiyet yayılmaya başladı.

İspanyollar Filipinlere geldiğinde İslam çoktan Manila sınırlarına ulaşmıştı. Filipinler 7000'den fazla adadan oluştuğu için Müslümanlar bütün adalara ulaşamamıştı ve bu sebeple bazı adalar İslâm'ın aydınlatıcı ışığıyla tanışmamıştı.

1521senesinde Ferdinand Macellan komutasındaki İspanyollar Filipinlere ulaştılar ve Cebu adası valisiyle ilişkiler kurarak bir anlaşma yaptılar.

Anlaşmaya göre Cebu valisi İspanyol Kraliyet yönetimi altında civar adaların da valisi olacak karşılığında da Macellan'a Filipinleri Hıristiyanlaştırılmasında yardımcı olacaktı. İspanyollar Cebu'dan hareket ederek birkaç kilometre uzaklıktaki Maktan adasına yerleşmeye ve burayı karargâh edinmeye karar verdi. Bu ada müslümandı ve Lapu Lapu adında Müslüman bir hükümdar tarafından yönetiliyordu.

İSPANYOLLAR ADAYI SÖMÜRGE YAPMAK İSTEDİLER

İspanyollar adanın bir Müslüman tarafından yönetildiğini öğrenince çapulcu haçlı güruhunun hep yaptığı gibi ada halkına saldırdı ve halkın elinde bulunan yiyecek ve eşyaya elkoydu. Müslüman ada halkı direnişe geçince İspanyollar halkın barınaklarını kundaklayıp kaçtı.

Maktan sultanı Lapu Lapu, Macellan'a boyun eğmeyi reddetti ve komşu adaların ahalisini harekete geçip direnmeye çağırdı.

Macellan bu durumun modern silahlarını ve gücünü göstermek için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyordu. 27 Nisan 1521'de yanına 49 kişiden oluşan bir askerî birliği de alarak Lapu Lapu'yu cezalandırmaya gitti. "Mesih adına teslim Ferdinand Macellanolmanı emrediyorum; biz medenî beyaz ırk olarak bu toprakları yönetmeye sizden daha layığız" diyerek Lapu Lapu'dan teslim olmasını istedi.

LAPU LAPU BÜYÜK DİRENİŞ GÖSTERİYOR

Lapu Lapu ise, "Din Allah'ındır ve taptığımız ilah beyazıyla siyahıyla bütün insanların ilahıdır!!!" diye cevap verdi. Sonra Macellan'ın üstüne atılıp onu öldürdü, Lapu Lapu ve adamları Macellan'la birlikte 15 askeri öldürüp İspanyol birliğini püskürttüler. Lapu Lapu, Macellan'ın cesedini İspanyollara teslim etmeyi reddetti. Macellan'ın Filipinler'de hala bulunan kabri bu hadisenin en büyük kanıtıdır.

FİLİPİNLİLERİN MİLLİ KAHRAMANI

Bu gün hangi mezhep ve dinden olursa olsun bütün Filipinliler Lapu Lapu'yu ilk milli kahraman olarak görmektedir; Çünkü Lapu Lapu, işgalci sömürgecilere karşı savaşmış, şereflerini korumuş ve onlara onurlu bir tarih bahşetmiştir.

Filipinliler bir vefa borcu olarak Maktan eyalet adasının başkentine "Lapu Lapu" adını vermişler ve orada Lapu Lapu'nun heykelini dikmişlerdir. Filipinliler bu heykeli ziyaret eder, fotoğrafını çeker, onur ve kahramanlık dolu hisler yaşarlar.

Dünyabülteni

Yorum (yok) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



Asla "Neden Ben?" Demeyin!

 
Meşhur Wimbledon'un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS'den ölüm döşeğindeydi..

Hayranlarından biri sordu.. "Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?"

Arthur Ashe cevap verdi..

"Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tuttuğum zaman Tanrı'ya 'Neden ben?' diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl 'Neden ben?' derim?.

Mutluluk insanı hoş yapar. Başarı ışıl ışıl.. Zorluklar güçlü.. Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı..

Tarihin mübarek hatunlarından Rabiatül adeviye bir gün başı ağrıyınca bir tülbenti başına sarıvermişti. Sarıvermesi ile çıkarıp atması bir olmuş. Kendi kendine” Ey utanmaz nefsim. Rabbim yıllar boyu sağlık, afiyet verdi. Birgünden bir güne bu sağlığını belirtecek bir zünnarı başına sarmamışken, bir defacık başın ağrıyınca başına bu zünnarı bağlayıp, dünya aleme ilan etmeye haya etmiyormusun” diye nefsine öfkelenivermiş.

Başınıza gelen sıkıntı ve müsibetlerde dahi ALLAH’a asla 'Neden ben?' diye sormayın. Şekva etmeyin. Sabrederek ve size verdiği nimetlere teşekkür ederek karşılayın. Ne olacaksa olur zaten.

Hoştur bana senden gelen
Ya hilat yahut kefen
Ya taze gül yahut diken
Kahrın da hoş lutfun da hoş.

Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden vefa
Ikisi de cana safa
Kahrın da hoş lutfun da hoş...

Gidaraporu

Yorum (yok) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



Dünya'nın En Büyük Donanması

 
Osmanlı Devleti'nin birçok liman şehrinde tersanesi vardı. Ama en büyüğü olan ve şöhreti dünyayı kaplayan Haliç üzerindeki İstanbul Tersanesi'ydi. Bu tersanenin dünyada eşi yoktu. Hiç bir tersane burası kadar gemi kızaklayamaz, işçi çalıştıramazdı. Akla gelebilecek her türlü sanat erbabı mevcuttu. İşçilerin çoğu hristiyan esirlerdi. Ama bedava değil, ücretle çalıştırılırlardı. Ücretlerini biriktirenler değerlerini öderler, hür olur, memleketlerine dönerlerdi. Ustaların ve mühendislerin hepsi Türk'tü. Tersanede çalışanların sayısı yaklaşık 20.000'di. İstenildiği an, bir yıl içinde, Venedik donanmasının bir eşini inşa etmek ve donatmak mümkündü. Denizci bir ülke olan Venedik bile, Osmanlı Devleti ile barış halinde olduğu zamanlarda bu tersaneye kadırga ısmarlardı.

Barbaros'un vekili Hasan Reis'in Cezayir'i almak için gelen Haçlı Kuvvetlerini bozguna uğrattıktan sonra Padişah'a sunulmak üzere gönderdiği hediyeleri getiren leventlerin bir kısmı İstanbul’a ilk kez gelmişlerdi. Çoğu Anadolu’nun küçük köylerinden Cezayir’e gittiklerinden İstanbul’u büyük bir şaşkınlık, heyecan ve hayranlıkla gezmişlerdi. Tersane-i Hümayun’da yaklaşık 20.000 kişinin 100'e yakın gemiyi inşa etmek için hep birlikte karınca gibi çalıştıklarını görünce, hayretlerinden dilleri tutuldu ve bu derece kudretli bir devletin tebası oldukları için Allah’a şükrettiler.

Türk Denizciliği, bu göz kamaştırıcı başarısını; üst düzeydeki denizcilik bilgisine, gemi yapımındaki üstün tekniğine, günümüzde bile hayranlık uyandıran lojistik destek sistemi ve üs zincirine, sahip olduğu mükemmel düzeydeki deniz haritalarına ve en önemlisi tüm bu konuları değerlendirip uygulayabilecek, inançlı ve üstün nitelikte denizciler yetiştirmesine borçludur. Osmanlılar, kadırgaları, barçaları, pergendeleri, baştardeleri ile mavi enginliklerde dolaşan usta denizcileri, ünlü haritacıları, gök bilimcileri ve savaş kahramanları ile tarih yazmış ve dünya denizcilik tarihine tartışmasız olarak damgalarını vurmuşlardır.

Barbaros.biz

Yorum (0) Yorum Yaz ! Kalıcı Bağlantı



SON EKLENENLER

SON YORUMLAR

  • isimsiz talihsiz bebek

    arap terbiyesizler

    isimsiz İLLUMİNATİ

    Harun YILDIRIM Küpe takmamıştır...

    isimsiz THE ILLUMINATI..

    isimsiz dentis_dent@hotmail.com 0537 369 23 28

    isimsiz yıkalım bu oluşumu ozamn ne duruyonus

    recep arslan birleşelim bizde yıkalım bunların duvarını

    isimsiz mrb

    rainbow7 selam

  • ARKADAŞLAR